Türk Ceza Kanunu’nun 188. maddesinde kendisine yer bulan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, her geçen gün kullanıcı sayısının özellikle artması ile ulusal ve uluslararası bir toplumsal sorun olarak kabul edilmektedir.  Bu nedenle yasal düzenlemelerde suçun kapsamı oldukça geniş tutulmakta ve önleyici olma özelliği güçlendirilmektedir.  Buna istinaden TCK; yasak maddenin üretiminden kullanıcıya ulaşmasına kadar olan tüm süreçler için cezai yaptırımı kapsayacak bir düzenleme öngörmektedir. Yasak maddeleri ruhsata aykırı veya ruhsatsız olarak ülke içinde satmak, satışa arz etmek, sevk etmek, başkalarına vermek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek, bulundurmak maddenin ana başlığına göre uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti suçu işlemiş sayılmakta ve yasaklanmaktadır.

Bu başlık altında ele alacağımız yasak madde ya da kanundaki düzenlenmiş haliyle uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımına aracılık etme suçunun ne olduğunu belirlemek için öncelikle satmak ve satışa arz etmek eylemlerini tanımlamak gerekmektedir. 

Satma; uyuşturucu veya uyarıcı maddenin belli bir bedel veya menfaat karşılığı başkasına devredilme eylemidir. Ancak burada altını çizmekte yarar var: Uyuşturucu veya uyarıcı madde, bir karşılık alınmadan verilse bile ilgili kanun hükmünde “başkalarına verme” eylemi de suç unsurları arasında sayıldığından dolayı suçun niteliğini değiştirmeyecektir. 

Satışa arz etme eylemi ise; bir kimsenin sahibi olduğu ya da kullanma hakkının olduğu uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi, ruhsata aykırı ya da ruhsatız olarak satma beyanını gösteren herhangi bir davranışta bulunmasıdır. Satışa yönelik gerçekleştirdiği her eylem suçun unsurlarını oluşturacaktır. Pazarlık etmek, müşteri aramak, anlaşmaya çalışmak gibi hareketler örnek olarak verilebilir. Burada önemli olan husus, satış iradesinin açığa vurulmasına rağmen, alıcının netleşmemesidir.  Satma veya satın almada ise iki taraf net olarak ifşa olmuştur.

Suça ve Suç Teşebbüsüne Aracılık Edenin Cezai Sorumluluğu Nedir?

Yasak maddeleri “satma” ve “satışa arz etme” hukuksal uygulamada başka bir konunun tartışılmasını ve netleştirilmesi gerekliliğini doğurmuştur. Uyuşturucu veya uyarıcı madde satma ve satışa arz etme veya bunlara teşebbüste aracılık eden kişinin cezai sorumluluğu var mıdır? Varsa ne olacaktır? Hangi kapsamlarda değerlendirilmelidir?

Daha net ifade etmek gerekirse aracı TCK’nın 39. maddesine göre yardım eden midir, yoksa 37. maddeye göre müşterek fail sıfatıyla suça iştirak mi etmiştir? Bu konuyla ilgili TCK’nın bahsi geçen 37. ve 39. maddelerine bir göz atmak gerekmektedir.

Kanun’un 37. maddesi; ilgili kanunlarda tanımlanan suç her ne ise bu suçta yer alan fiili birlikte gerçekleştiren kişilerden hepsini fail olarak kabul eder ve sorumlu tutar. Yargıtay kararlarında müşterek faillik, suçun icra hareketlerinin birlikte gerçekleştirilmesi olarak tanımlanmıştır. Suç planının başarıya ulaşması için her müşterek fail, suçun icrasına ilişkin etkin ve işlevsel bir katkıda bulunmaktadır. Bu nedenledir ki, müşterek faillik, esasını fiil üzerindeki müşterek hakimiyet fikrinden almaktadır.

39. madde yardım suçunu; bir kişiyi suç işlemeye teşvik etmek veya suç işleme kararını vermede desteklemek ya da fiil işlendikten sonra yardımda bulunacağını vaat etmek; suçun nasıl işleneceğine dair yol göstermek veya suçun eyleminde kullanılan araçları sağlamak olarak tanımlamaktadır. 

Yardım ise; asıl iştirakin dışında kalmakla birlikte suçun meydana gelmesi bakımından nedensellik değeri taşıyan hareketleri ifade eder. Burada kritik nokta, fiil üzerinde hakimiyet kurulmaması, sadece suçun icrasının kolaylaştırılmasıdır. Yardım edenin hareketi, suçu oluşturan ve yapan bir nitelik taşımamakta; sadece destekleyici, hazırlayıcı veya kolaylaştırıcı bir nitelik arz etmektedir. Diğer bir deyişle yardım eden ikincil bir konumda yer almaktadır.

Bununla ilgili hukukçular arasındaki tartışmada şu hususlar dikkat çekmektedir: Aracı olmadığında alıcı ve satıcı, buluşamayacak ve maddeyi temin edemeyeceklerse aracı kişi “müşterek fail” kabul edilmeli; bununla birlikte; uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi satın alma iradesini gösteren kişi, bu isteğini bir başka satıcıdan temin edebilecek durumda ise, aracının suçu “yardım eden” suçu olarak görülmelidir.

Kişinin eyleminin yardım mı iştirak mi olduğuna karar verebilmek için şu hususlar göz önünde bulundurulmalıdır:

Bir suça katılma noktasına gelip gelmediği; geldiyse eğer suça katılma düzeyinin ne olduğu; bunun için eylem kararının, bu kararın uygulanış şeklinin, olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira yardım etmek ile müşterek faillik arasındaki en önemli ayrım unsuru, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hakimiyetinin bulunmamasıdır.

Suça Yardım Etmenin ve İştirak Etmenin Ceza Miktarları Nedir? 

İşlenen suç fiiline yardım eden kişiye, işlenen suç eğer ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası niteliği taşıyorsa, 15 yıldan başlayarak 20 yıla kadar; müebbet hapis cezasını gerektiriyorsa, 10 yıldan başlayarak 15 yıla kadar hapis cezası verilmesine hükmedilir. Diğer suç durumlarında cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda verilecek ceza yine de 8 yılı geçemez. 

Suça İştirak etmenin cezası, suçu birlikte işleyen faillerden her birine, kendi fiillerinin haksızlık içeriğine göre belirlenir. Çünkü, müşterek faillerden her biri fiilin suç niteliğini kendi fiilinden alır ve diğer failin fiiline bağlı değildir. Bu nedenle, müşterek faillerden birisinde bulunan nitelikli hal, diğer müşterek fail tarafından bilinse de cezaya etki etmez.