Dünyanın her ülkesinde hukuk önemli bir bölümdür. İnsanların bir arada düzen içinde yaşayabilmesi için bazı kurallar getirilmelidir. Kuralların amacı, düzeni sağlamak, insanları birliktelik içinde yaşatmak ve uyumu saplayıp herkesi eşit koşullarda hayatta tutmaktır. İnsanların çoğu kurallara uyar kimisi uymaz. Kurallara uymayanlar bazen küçük kural ihlalleri yapar bazense bile bile büyük kural ihlalleri yaparlar. Bunların bir cezası olmalı ki bu kişiler bu suçu tekrarlamasın. Bu cezalar topluluğuna hukuksal anlamda bölümler verilmiştir.


 

Ceza Hukuku Nedir?

     Ceza hukuku, kamu hukukunun bir alt dalıdır. Dünyada var olan tüm suçları ve bu suçlara verilebilecek tüm cezaları ayrı ayrı inceleyen, bunlar üzerine çalışmalar yapan ve geliştirmeyi deneyen, gündeme ve gündemin içeriklerine göre değişen suçlara uygun cezalar bulan, kısacası ceza ve suçları kapsamlı bir şekilde ele alan dala ceza hukuku denilir. Ceza kanunları özel ve genel olmak üzere ikiye ayrılır.

     Genel ceza kanunları geçerliliğini hep korur ve tüm dünya genelinde geçerlidir. Özel ceza kanunları ise bir ülkenin kendi düzeylerine göre ne ceza ne ceza değil ve bunların sonuçları ne olur o konuyu ele alır. Bu kanunların her ikisi de toplum düzenini esas almaktadır.

     

Meşru Müdafaa Nedir?

     Meşru müdafaa, bir saldırıya maruz kalan şahsın kendini bu saldırıdan korumak amacıyla başvurduğu yollardır. Bir kişi bir saldırıda meşru müdafaa olması için savunduğu kişinin kendisi olması zorunluluğu yoktur. Bir başkasının saldırıya maruz kaldığını gördüğü zaman, saldırıya maruz kalan kişiyi savunmasına da meşru müdafaa denilmektedir. 

    Her türlü savunma tarzı meşru müdafaa değildir. Doğru bir tanımla söylenecek olursa; meşru müdafaa, saldırıya uğrayan kişi kendisi veya başkası ise, o saldırıyı durdurmak veya etkisini azaltmak amacıyla, kişinin ‘orantılı’ güç kullanmasıdır. Ve bu yapılan saldırının haksız bir saldırı olması gerekmektedir. Haksız saldırıyı savunmak bu savunma şekline girer fakat haklı bir saldırıya karışmak karışan kişiyi de suçlu konumuna düşürebilir. 

     Fail, bazen korku ve heyecanla kendini veya bir başkasını savunma sınırını aşabilmektedir. Fakat saldırılan tarafın duygusal anlamda bunları yaşamadı gayet doğal olduğundan, sınırları aşmasına rağmen faile ceza verilmemektedir. 


 

Zorunluluk Hali Nedir?

     Zorunluluk hali, saldırıya maruz kalan kişi, bu kendisi veya bir başkası olabilir, veya haklarına gereksiz suistimal uygulanan, şahsına ağır hakaretlerde bulunulan kişi, eğer kendini başka savunma şekli bulunmuyorsa, kendisini veya başkasını kurtarmak amacıyla yaptığı eylemlerdir. Yapabileceği, kendini savunabileceği başka bir yöntem ve başka bir imkan yoksa eğer yaptığı eylemler zorunluluk haline girmektedir. Mesela yolda giderken, kenarda duran yaşlı bir insana saldırmaya başlayan genç şahısa ayırmak amacıyla yapılan darbeler ve uygulanan şiddetler zorunluluk halidir. Ve zorunluluk hali içerisinde olan kişi cezalandırılamaz. 


 

Şartlar:

     Bir savunmanın meşru müdafaa sayılabilmesi için hukuksal anlamda gerekli olan belirli şartlar vardır. Ve bu şartlar ayrı ayrı değil aynı zamanda bir arada bulunmalıdır. 

 - Meşru müdafaa olabilmesi için öncelikle ortada bir saldırı durumu bulunmalıdır. Eğer saldırıyı gerçekleştiren kişi saldırı sonrası mağdur durumuna düşerse bu durumda mağdur dahi olsa saldıran kişi suçludur. Çünkü bu durum meşru müdafaa olmamaktadır. Saldırıyı başlatan kişi meşru müdafaa sayılamaz. Veyahut saldırı gerçekleştikten sonra hala tehlike altında olan kişiler için de bu durum geçerlidir ve bu şahıslar meşru müdafaa durumu altındadır.

- Yapılan saldırının haksız bir saldırı olması gerekmektedir. Eğer kişi mağdursa, herhangi bir suçu yokken, durduk yere şiddet görüyor, saldırıya maruz kakıyorsa bu kişinin sergilediği her hareket meşru müdafaa sayılır. Örnek verecek olursak eğer, kendini öldürmek isteyen bir kişiyi kurtarmaya çalışılırken (güç kullanabilir), kurtarılmaya çalışılan kişi eğer kurtarmaya çalışan kişiyi darp ederse bu durum meşru müdafaa değildir. Çünkü saldırıyı ilk başlatan kişi intihar etmeye çalışan kişidir. 

- Saldırı ve saldırıya uğrayan kişinin savunması aynı anda gerçekleşmeli, eş zamanlı olmalıdır. Eğer zamanlama aynı olmazsa savunma meşru olmaz, meşru sayılamaz. Saldırı henüz olmamasına rağmen kendini savunmaya geçen kişi de meşru sayılmaz. 

- Bu savunma yönetimin amacı bir hakkı korumak olmalıdır. Meşru sayılabilmesi için illa kendi haklarını savunması gerekmiyor kişinin. Bir başkasının haklarını da savunuyor olabilir. 

- Bu savunma biçiminin değerlendirilmesi için hem savunmanın hem de saldırının ayrı ayrı incelenmesi ve olaya iki taraflı bakılması gereklidir. 

- Meşru savunma haklarından yararlanabilmek için zorunluluk hali içerisinde de olmak gereklidir. Başka kurtuluş yöntemi var ise kullanılmalıdır. Aksi taktirde bu savunma halinden yararlanılamaz ve ceza alınır. 

- Meşru savunma her zaman saldırana karşı yapılmalıdır. Üç kişi bir odada olsunlar. İki kişi kavga ediyor ve dayak yiyen kişi kavgaya hiç karışmayan kişiye saldırıp, öbürünün acısını konuyla alakası olmayan kişiden çıkarıyor. Bu durumda ilk dayak yeyip sonra diğer kişiyi döven şahıs da bu savunmadan yararlanamaz. 

- Saldırı ve savunma arasında orantı gereklidir. Eğer orantılı olmaz ise meşru müdafaa kanunları yine uygulanamaz. Mesela kavga sırasında dayak yiyen kişi bıçağı çıkarıp saplarsa o da meşru savunma kanunlarından faydalanamaz.


 

     *Fail, meşru müdafaa kanunlarından yararlanabilirse eğer yani bu tarz bir eylem gerçekleştirdiyse ceza almaz. Fakat orantısız güç kullanırsa  •haksız tahrik• durumundan faydalanıp ceza indirimi uygulanabilir. Haksız tahrik cezada sadece indirim yaptırır. O psikolojik dengesizlik içerisinde bazen orantılı güç kullanamayıp sınırı aşabilir. Bu durumda meşru müdafaa değil haksız tahrik uygulaması ile ceza indirimi yapılır.